Mutfakta telefonun elinde, “tavuk göğsü, ızgara” yazan on iki farklı sonuç arasında kaybolduğun oldu mu? O zaman bu tanıdık bir dert.
Bir de annenin kahvaltı sofrasını düşün: peynir, zeytin, domates, salatalık, reçel, bal, kaymak, bir de sahanda yumurta. Hepsini tek tek arayıp tartmaya kalksan sofra soğur.
MyFitnessPal koca bir yemek veritabanı ve arama çubuğu üzerine kurulu. Bu tasarım yıllar önce mantıklıydı ama çoğu insanın gerçekte nasıl yediğine hiç uymuyor.
Yazarak giriş yapan uygulamalar, MyFitnessPal, Lose It, Cronometer, hepsi aynı mantıkla çalışıyor. Uygulamayı açarsın, aramaya basarsın, yemek adını yazarsın, benzer onlarca sonucu kaydırırsın, birini seçersin, sonra porsiyonu bulmaya çalışırsın. Her öğünde bunu yap, dakikalar hızla birikir.
MyFitnessPal neden bu kadar yavaş hissettiriyor
Yavaşlık bir hata değil, formatın kendisi. Veritabanı ve arama çubuğu, barkodlu tek bir paket ürünü loglarken iyi çalışır. Ama evde pişen, birden fazla malzemesi olan ve hiçbirinde etiket bulunmayan bir yemek söz konusu olunca aynı sistem tıkanır.
Yemek yemekle onu girmek arasındaki her ekstra dokunuş, o öğünü hiç girmeme ihtimalini artırır. Asıl maliyet o birkaç saniye değil, saniyeler biriktiğinde insanların yaptığı şey.
Elle girişte bir öğün loglamak aslında nasıl geçiyor
Tek bir kaydı parçalara ayırınca zaman nereye gidiyor görebilirsin.
- Uygulamayı aç, doğru öğün bölümünü bul (kahvaltı, öğle, akşam, ara öğün)
- Arama terimini yaz, sonuçların yüklenmesini bekle
- Farklı markalardan ve restoranlardan gelen kayıtları kaydır
- En yakın eşleşmeyi seç, sonra porsiyon ağırlığını kontrol et ya da tahmin et
- Karışık bir yemekteki her malzeme için bu süreci tekrarla
Basit bir pilav, tavuk, sebze tabağı tek bir kayıt değildir. Üç ya da dört kayıttır, her birinin kendi araması ve kendi porsiyon tahmini vardır. “MyFitnessPal yavaş” derken kastedilen tam olarak bu mekanik, uygulama kötü tasarlandığı için değil, format tek paket ürün için kurulmuşken şimdi çok daha fazlasını yapması istendiği için.
Kısa bir örnek
Hafta içi bir öğle yemeğini düşün: bir dürüm, yanında salata, bir de içecek. Yazarak girersen bu üç arama, üç kaydırma, üç porsiyon kontrolü demek, uygulama hızlı çalışsa ve ne aradığını bilsen bile kolayca iki üç dakika sürer. Aynısını kahvaltıya, akşam yemeğine, bir iki ara öğüne de uygula, loglama sessizce günün üstüne binen ikinci bir iş haline gelir.
Bu sürenin hiçbiri işine yaramıyor. Yemeğini öğrenmiyorsun, veritabanında ona en yakın eşleşmeyi arıyorsun. İnsanları haftalar içinde yoran kısım da bu, tek bir kayıt değil.
Sürtünme biriktikçe insanlar loglamayı bırakıyor
Asıl önemli kısım kaybolan dakikalar değil. Araştırmalar insanların kendi bildirdiklerinde ne kadar yediklerini olduğundan az söylediğini gösteriyor, yavaş loglama bunu daha da kötüleştiriyor. Bir kayıt iki üç dakika sürünce insanlar fazla efor gerektiren şeyleri atlamaya başlıyor: bir sos, bir avuç kuruyemiş, saat dörtteki küçük atıştırmalık.
Kayıtlar atlanmaya başlayınca günlük artık gerçekte ne yediğini yansıtmıyor. Rakamlar iyi görünüyor, tartı uyuşmuyor, kişi de takibin kendisi için işe yaramadığını düşünüyor. Oysa genelde aksayan şey disiplin değil, yemekle o yemeği girmek arasındaki boşluk.
Çoğu kişi takibi tamamen bıraktığı nokta da burası. Hedef değiştiği için değil, loglamanın günlük maliyeti artık karşılığını vermediği için. Öğün başına iki üç dakika isteyen bir yöntem, hiç uğraşmamakla yarışmak zorunda kalıyor, yorgun bir akşamda da genelde uğraşmamak kazanıyor.
Bu özellikle bayram sofrası, düğün yemeği ya da kalabalık bir iftar sonrası için geçerli. O masada telefonu çıkarıp on beş dakika arama yapan kimseyi görmezsin, kimse de bunu yapmak istemez. O gün hiç loglanmaz, ertesi gün de hafızadan tahmin edilir.
Daha hızlı bir yol: yediğini söyle
Logma arama ve kaydırmayı ortadan kaldırıyor. Ne yediğini sesli söylüyorsun, mesela “bir kase pilav, ızgara tavuk ve sebze” gibi, yaklaşık 3 saniyede kalorisini ve makrolarını logluyor. Konuşmak istemiyorsan her sesli girişin metin karşılığı var: aynı cümleyi yaz, aynı sonucu al.
Porsiyonlar yemeği nasıl anlattığına göre belirleniyor. “Normal bir dürüm” ya da “330 ml içecek” dersen Logma tıpkı senin kafanda canlandırdığın gibi tahmin ediyor. Daha net olmak istersen tart, sayıyı söyle. Tartmayı hiç işin içine katmak istemiyorsan yemeği tartmadan kalori takibi konusundaki rehberimiz bu yaklaşımı daha ayrıntılı anlatıyor.
Bu özellikle karışık yemeklerde fark yaratıyor. Pilav, tavuk ve sebzeyi kapsayan tek bir cümle, üç dört ayrı aramanın yerini alıyor. Ev yemekleri, yöresel lezzetler, birçok dilde anlatılan yemekler tek seferde anlaşılıyor, malzeme malzeme aranmıyor.
Loglama saniyeler sürünce ne değişiyor
| Yazarak giren uygulama | Logma |
|---|---|
| Her ürün için ara, kaydır, seç, tekrarla | Tek cümle bütün öğünü kapsıyor |
| Elle porsiyon arama | Porsiyon anlatımından tahmin ediliyor |
| Karışık yemekler birden fazla kayıt ister | Karışık yemek tek kayıt |
| Küçük atıştırmalıklar çoğu zaman atlanır | Küçük atıştırmalığı bile loglayacak kadar hızlı |
Fark soyut bir doğruluk meselesi değil. Mesele o öğünün hiç girilip girilmediği. 3 saniye süren bir yöntem, kalabalık bir öğle arası ya da etrafında insanların olduğu bir akşam yemeği masasında hayatta kalır. İki dakika süren bir yöntem atlanır, atlanan kayıt da sana hiçbir şey öğretmez.
Alışkanlığı bozmadan nasıl geçiş yapılır
Zaten kalori takip ediyorsan araç değiştirince altındaki matematik değişmiyor. Belirlediğin kalori açığı hedefine devam ediyorsun, sadece yemeği günlüğe sokmak için harcadığın zaman azalıyor.
En sık yediğin öğünlerle başla. Bir kez sesli söyle, tahminin makul görünüp görünmediğine bak, uymuyorsa bir dahaki sefere anlatımını ayarla: porsiyon için daha fazla ayrıntı, düz sebze için daha az. Birkaç gün içinde çoğu insan loglamanın mekaniğini düşünmeyi bırakıp yemeden önce ya da sonra sadece konuşmaya başlıyor.
Dışarıda sık yiyorsan restoran yemekleri farkı en çok fark edeceğin yer. Tam o restoran kaydını ya da ona benzeyen bir ürünü aramak yerine, tabağı bir arkadaşına anlatır gibi anlatıyorsun, tahmin de menüdeki hangi ürüne en çok benzediği tahmininden değil bu anlatımdan çıkıyor.
Aynı mantık bir simit, bir bardak çay, bir kase mercimek çorbası için de geçerli. Bunlar tek tek aranacak kadar önemli görünmediği için genelde hiç girilmiyor, oysa günün toplamına gayet ciddi bir katkıları var. Sesle anlatınca bu küçük şeyleri de günlüğe koymak, kocaman bir yemeği anlatmaktan daha zor gelmiyor.
Aynı şey iş yerindeki kahve molası, akşam elindeki bir avuç fındık, gece yarısı buzdolabından çalınan bir dilim peynir için de geçerli. Hiçbiri tek başına büyük bir kalori değil ama günün sonunda toplandığında fark yaratıyor, o yüzden bunları da günlüğe eklemek gerçek resmi görmek için önemli.
Günlük hedefinin ne olması gerektiğinden emin değilsen ücretsiz kalori hesaplayıcı ile bir sayı bul, sonra o sayıyı hangi uygulamayla logluyorsan oraya taşı.
Sık sorulanlar
Sesle loglamak yazmaktan daha mı az doğru?
İkisi de porsiyonun ne kadar iyi anlatıldığına bağlı. Logma porsiyonu senin anlatımından tahmin ediyor, tıpkı kendi kendine tahmin edeceğin gibi, istersen tam ağırlık ekleyerek daha fazla hassasiyet de kazanabilirsin.
Ev yemeği ya da yöresel lezzetlerde çalışıyor mu?
Evet. Logma birçok dilde anlatılan yemekleri anlıyor ve yöresel yemekleri barkodlu paket ürünler gibi değil, doğrudan tanıyor.
Sesli konuşmak istemezsem ne olur?
Her sesli girişin metin karşılığı var. Ne yediğini yazarsın, aynı sonucu alırsın, konuşmak zorunda değilsin.
Uygulama değiştirmek eski geçmişimi siler mi?
Hayır. Eski günlüğün nerede kayıtlıysa orada kalıyor. Değişen tek şey bir sonraki öğünün ne kadar hızlı loglanacağı, elindeki kayıt değil.